KADEP ve HAK-PAR BİRLİK ÇALIŞMALARI ÜZERİNE AÇIKLAMA

 

KADEP ve HAK-PAR’ın yeni bir partiye dönüştürülmesi çalışmalarına Eylül–2007 tarihinde KADEP’in yaptığı girişimle başlanmış oldu.

HAK-PAR’ın konuyla ilgili olarak basına yaptığı 2.Nisan.2008 tarihli Başkanlık Kurulu açıklamasında birlik çalışmalarının takvimsel gelişimi detaylarıyla belirtildiği için, olayın esasını irdelemeyi gerekli görüyoruz..

Birleşme önerisinin partimizce HAK-PAR’a iletildiği doğrudur.

HAK-PAR’ın spekülatif olarak üzerinde durduğu “Birleşme görüşmelerinin önkoşulsuz” olacağı biçimindeki savı mantıktan yoksundur.

Önkoşulsuz görüşme başlatılması, karşı tarafın önerilerinin tartışmasız kabulü anlamına gelmez. Bütün konuların müzakereler yoluyla tartışılarak, uzlaşılarak varılacak mutabakat sonucunda kabul edileceği anlamınadır.

Eğer tartışmasız bir uzlaşma söz konusu olsaydı o zaman birlik değil KADEP’in kendini fesih ederek HAK-PAR’a katılması gibi bir durum ortaya çıkardı.

Birlik çalışmaları sürecinde HAK-PAR yetkililerinin metinleştirdiği tüzük, yeni bir partinin bütünlük göstermesi gereken kurallarından çok, bir “gruplar bileşkesi” anlayışını yansıtır anlayış taşımaktaydı. Metnin içeriği KADEP’in parti anlayışına tümüyle ters ve “bir parti” yapılanmasıyla uyumlu değildi. Esas itibariyle gruplar bileşkesinin temsil edilmesini amaçlıyordu.

Oysa bizim öngördüğümüz ve amacımız, kuruluş aşamasında müzakereler yoluyla kendi içinde uyumu, ahengi olan;dayanışma içinde bir yapının oluşturulmasıydı. Hemen işin başında parti içi ihtilaf, çatışma ve iç iktidar mücadelesine sürüklenen bir partinin halka açılıp, büyüyemeyeceği gerçeği deneyimlerle sabittir.

Buradan hareketle görüldü ki HAK-PAR’ın “önkoşulsuz” savıyla ortaya koyduğu önerilere yapılan itirazları ve karşı önerileri “önkoşul dayatması” olarak nitelemesi gerçeklere ters ve mantıktan yoksundur.

Üzerinde durulan “demokratiklik anlayış”larında da iki parti arasında ciddi farlılıklar olduğu, gerek birlik çalışmaları sürecinde ve gerekse HAK-PAR Başkanlık Kurulunun açıklamasında belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

Parti hiyerarşisinde Genel Başkana göre daha alt düzeyde olan bir kurul (MYK)un Genel Başkan yardımcılarını seçme gibi bir garabete ne Türkiye nede örnek gösterilen Avrupa partilerinde rastlamak mümkün değil. HAK-PAR’ın örnek gösterdiği Alman Liberal, Sosyal Demokrat, Sosyalist ve Yeşiller partilerinde bile, Genel Başkan yardımcılarını, Genel Başkan ile birlikte bir ekip olarak Genel Kongre tarafından seçilmektedir. Bu kuralın kendi içinde tutarlılığı vardır. En üst irade olarak kongre Genel Başkanla birlikte yardımcılarını da seçmektedir. Görüldüğü gibi dayanak olsun diye örnek gösterilen partilerde, Genel Başkan Yardımcılarının seçimi, Genel Başkana göre alt birim olan, MYK’nin seçimine bırakılmamıştır. Çünkü bu durumda kongrenin iradesine saygısızlık yapılmış olur.

Yine HAK-PAR’ın örnek verdiği sadece CHP’nin değil ama onunla birlikte Türkiye’deki SHP, AKP ve diğer tüm partilerde de Genel Başkanlar kendi yardımcılarını kendileri seçmekteler. Bizim de önerimiz Genel Başkan yardımcılarının 14 kişilik MYK üyeleri arasından Genel Başkan tarafından seçilmesiydi.

Genel Başbakanlık hiçbir surette sembolik bir kurum değildir. Kuşkusuz parti kurum ve kurulları her ülkede, o ülkenin siyasi parti yasaları ve somut koşulları, genel teamüller vb. esas alınarak kurallara bağlanır. Burada, dünyada değişik ülkelerdeki, demokratik partilerin çalışma programlarından ve tüzüklerinden yararlanmak, onlardan birtakım kural ve kurumları almak elbette olanaklıdır. Ne var ki her ülkenin, her partinin, somut koşullarını göz ardı ederek “onlar demokratik bir ülkenin parti tüzüğüdür, biz de onlar gibi yapalım” gibisinden mekanik bir düşünce yapısından hareket etmek, demokratik olmayı kanıtlamaz. Kaldı ki, Büyük Britanya’dan Danimarka’ya,, İsveç’ten Kanada’ya, Norveç’e kadar bir çok demokratik ülkede yığınla parti vardır ve her ülkede her parti tüzüklerini koşullarına uygun gördükleri bir biçimde düzenlerler.

KADEP birlik konusunda metafizik bir anlayışa sahip değildir.

Birlik sözü kulağa hoş gelmektedir. Bu nedenle dağınık olan Kürt siyasi gruplarının, sağlıklı bir yapı oluşturmadan heyecanla bir araya geldiklerine sık sık tanık olmaktayız. Ne var ki, bir araya gelen gruplar, grupsal çıkarı öne çıkararak, iç iktidar mücadelesine ve sürtüşmelere sürüklenerek, daha da ufalarak dağılıp yeniden birbirleriyle kavgaya tutuştuklarına sayısız kez tanık olduk.

Bu nedenle biz KADEP olarak, ne olursa olsun birlik kurma iddiasıyla sağlıksız ve daha kuruluşunda dağılmaya mahkûm bir birlikteliğe razı değiliz. Siyasi iradeyi içinde taşımayan, dışardan güdümlü bir parti yapılanmasına kesinlikle karşıyız.

Ulusal birlik kurma iddiasının hiçbir ciddiyeti olamaz. Her şeyden önce ulusal birliğin partilerde oluşamayacağının bilincindeyiz. Adı üzerinde “parti” parça demektir. Günümüzde Kürtler arasında AKP ve DTP partilerindeki güçlü bloklaşma göz önüne alındığında,”ulusal birlik” oluşturuyoruz iddiasında olanların hepsi bir araya gelse, yine de cılız bir kitle olmaktan öteye gidemezler. Günümüzün realitesi budur. Ancak, modern bir siyasi program, sağlıklı bir yapı, sabırlı ve fedakâr bir kadro ile geleceğe yönelik, güçlü ve demokratik Kürt hareketinin hesapları yapılabilir.

Partimiz Genel Başkanı Şerafettin Elçi’nin birliğin Genel Başkanlığı dayatmacılıktan değil, birliği oluşturacak kitlenin gerçeği göz önüne alınarak önerilmiştir. Bu konu bir liyakat sorunu olarak ele alınmıştır. HAK-PAR Genel Başkanının bir lütuf ve “yüce gönüllülük” gösterilmeye çalışılan “birliğin gerçekleşmesi yüzü hürmetine ”genel başkanlıktan feragat ettiğini belirtmesi içtenlikli olmayan romantik bir gösteriden ibaretti.

KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi hiçbir zaman başkanlık sevdalısı olmamıştır. Çalışma arkadaşlarına her zaman “üzerinde anlaşılacak birinin olması halinde Başkanlık görevini bırakmaya hazır olduğunu belirtmiştir. Birlik çalışmaları sürecinde de Parti Meclisi ve Kurucular Kurulu toplantılarında kendi Başkanlığının sorun yapılmamasını ısrarla belirtmiştir. Ancak Genel Başkanımız Kurucu Genel Başkanın ittifakla belirlenmesini ve önceden bilinmesini istemiştir. Çünkü bütün partilerin kuruluşunda Genel Başkanın kim olacağı bilinir. Nitekim HAK-PAR kurulurken de Sayın Melik Fırat’ın Genel Başkan olacağı önceden bilinmekteydi.

Başka türlü daha kuruluş aşamasında Genel Başkanlık yarışmasına giren, Genel Başkan seçimi nedeniyle gruplaşan, kamplaşan partilerde parti içi bütünlük ve ahenk sağlanamaz. Kuruluşta Genel Başkan uzlaşı ile seçilir.

Burada HAK-PAR’ın arkasına sığınmaya çalıştığı demokratiklik iddiasına gelince… Kuruluşta Kurucular Kurulu demokratik yöntemle seçilmiyor ki. Kurucular Kurulunu seçen bir öncü irade var. Bu da KADEP ve HAK-PAR’ın yöneticileridir. Ancak kuruluştan sonra, kongrelerde demokratik işleyiş başlar. KADEP, bir siyasi federal yapı etrafında değil, eski yapılardan sıyrılmış, aynı ilkeleri savunan, partinin siyasi programını tek siyasi program olarak benimsemiş, parti hiyerarşisi ve disiplinine bağlı, parti dışı siyasi iradelere tabi olmayı reddeden, parti içi uyum, ahenk ve bütünlüğü olan bir parti öngörmektedir. Elbette olayların yorumunda, uygulama biçiminde farklı bakış açıları olabilir. Bu görüşler partinin meşru zeminlerinde dile getirilir, makul olanlar partide kabul görür. Bu Liberal Demokratik anlayışın doğal sonucudur. Ancak, partiler birbirleriyle bağdaşmayan ilke ve sistemlerin çatışma arenasına veya platformuna dönüştürülemezler. Her partinin bir temel karakteri ve belirgin fikir iskeleti var. Tartışmalar bu çerçevede yapılır.”Çok sesli”,”çok renkli” olacağız diye, partiler farklı disiplinlere bağlı grupların çatışma ve yarışma alanlarına dönüştürülemezler.

Her yeni siyasi yapılanmalarda, farklı çevrelerden insanlar bir araya gelebilir. Ama bir araya gelenler yeni bir siyasi anlayış ve programı benimseyerek, eski siyasi bağlarından koparak bir araya gelirler.

KADEP’i oluşturan partililer, farklı farklı çevrelerden gelmektedirler. Ama hiçbir çevre ve grubu temsilen gelmediler. KADEP’liler olarak yerlerini aldılar.

HAK-PAR’la temaslarımızda, hep grupsal yapıdan söz edildi, grupsal denge gözetildi. HAK-PAR bir partisel bütünlük gösteremedi. HAK-PAR 6 yıllık bir parti. Halen grupsal yapıdan ve grupsal dengeden söz ediliyorsa, nasıl parti olunabilecek? Oysa KADEP’in amacı parti gibi parti olan birlikte yeni bir parti kurmaktı..

Birlik çalışmalarında gerek partimiz temsilcilerinin ve gerekse HAK-PAR temsilcilerinin iyi niyetle ve özverili bir çaba gösterdiklerinden kuşkumuz yoktur. Bu cümleden olarak her iki partinin birlik çalışmalarına katılan arkadaşlara alenen teşekkür ediyoruz. İki parti arasındaki siyasal çalışma ve örgütlenme alanındaki değindiğimiz konulardaki derin anlayış farkından dolayı birliğin gerçekleşmediğini belirtmek isteriz.

KADEP ve HAK-PAR’ın birlik yapma girişimi gerçekleşmemesine karşın bizlere birliğin önündeki engeller hakkında zengin deneyimler bırakmıştır.

KADEP halkımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesinde sağlam temeller üzerinde yükselecek birliğe olan gereksinim inancını tüm gücüyle korumaktadır ve uygun koşulların yaratılarak birlikteliğin sağlanmasında özverili ve içtenlikli çabalardan geri kalmayacaktır.

Saygılarımız ve iyi dileklerimizle…14.04.2008

 

                                                                                       Katılımcı Demokrasi Partisi

                                                                                               KADEP

                                                                                          Başkanlık Divanı