|
<< Magazîn, henek, gilî û gazin >> |
KURDOKYA
INISIYATIFI, KÜRD ULUSAL BIRLIK HAREKETINDEN(TEVKURD DEN) ÇEKILDI.
Kürd Ulusal Çalişma Gurubu adi altindaki
oluşumun amaci, yasalari deðil, kendi meşruluðunu esas alarak, Kürdistan Ulusal
Kurtuluş mücadelesinin temel referanslarini açik alanda temel edenerek, bir
direnişçi birlik örgütü oluşturarak, boşluðu doldurup alternatif olmakti.Kürd
Ulusal Çalişma Gurubu oluşumunun kuruluşundan itibaren bir yil bir sonra örgüt
olmasi hedeflenirken, süreç bir buçuk yilla yaydirilarak uzatildi.Bir Buçuk
yilin sonunda ise,27 Mayis 2007 tarihinde Diyarbakir da yapilan kongre
toplantisinda, sadece Kürd Ulusal Çalişma Grubu nun adi TEVKURD-Kürd Ulusal
Birlik Hareketi şeklinde deðiştirilerek,alti ay sonra bir tüzük kongresi
yapilmak üzere,süreç bir daha uzatildi.Yaklaşik bir yildir sürecin uzatilmamasi
gerektiði hususundaki eleştiri ve görüşlerimizin tersine davranildi.Kürtlerin
son dokuz yilda siyasetsiz olmasi,yani Demokratik Cumhuriyetçilerin, Apo nun
işbirlikçi tutumunu esas alarak Kürdistan yurtseverliðini terk etmesi ve diðer
eðilimlerin ise, daha önce aşinmiş veya tasfiye olmuş olmasi nedenleriyle ortaya
çikan politik boşluk; birlik çalişmasi üzerinden yeni bir gelenek
yaratacak,doðrudan örgütlenecek alternatif bir direniş örgütü ihtiyacini
dayattiðindan, birlik çalişmasi başlangiç itibariyle bir sinerji ve ilgi
yaratti.Ancak çalişmanin uzun süreye yaydirilmasi ve en son 27 Mayis 2007
tarihindeki kongre sonunda dahi komisyondaki kişilerin eleştirilerimizin
tersine, çalişmayi alti ay daha uzatma görüşünde birleşmesi sonucunda, oluşan
ilgi , sinerji ve beklenti tümden daðilma sürecine girdi..17 Aralik 2005
tarihinde Diyarbakir da yaptiðimiz ilk toplantida dahi ,350 -400 aydin ve
siyasetçi toplantiya katilim gösterirken, ve bu toplantidan sonra
Istanbul,Izmir,Urfa, Mersin, Van, Mardin, Malatya, Adiyaman, Gaziantep gibi
illerde yapilan diðer bölge toplantilarinin çoðunda ise, 200 civarinda aydin ve
siyasetçi katilim saðlarken, 27 05 2007 tarihinde kuruluş kongresi olarak
tasarlanan toplantiya 700 ile 1000 kişilik bir toplanti hedeflenmekteydi.Örgüt
kurma ciddiyetinin olmamasi,çalişmanin gittikçe uzatilmasi ve Hak Par içindeki
iktidar mücadelesinin sonuçlarinin iki eðilim tarafindan birlik örgütü
çalişmasina yansitilmasi, kimilerinin kendilerini çalişmanin içinden çekerek
sorumluluktan kaçmasi ve ihtiyaçlara yanit vermeyen
dükkanlarini(eðilimlerini),market ihtiyacina üstün tutumlari ,çalişmaya
kullanmaci yaklaşmalari ve direnişçi bir birlik örgütü yerine, sivil bir
hareketin dayatilmaya başlanmasi karşisinda, 150 kişinin katilimi ile kongre
toplantisi yapilmiş oldu.B u sebeplere, Kürt Ulusal Çalişma Grubunun olabildikçe
gevşek bir yapida olmasi, hukuk ve disiplinini oluşturma perspektifine sahip
olmamasi,aydin ve siyasetçilerin uðraştiklari işin ciddiyetini algilamamsi ve bu
hususla ilgili eleştirilerimizin de esas alinmamasi ise,diðer fiyasko
nedenleridir.
Bir örgütlenme küçük bir
çekirdek olarak dahi ortaya çiktiðinda, sert bir disipline,belirlenmiş ortak
deðer yargilarina, hukuka ve disipline sahip olamiyorsa ve bunu oluşturmaktan
kaçiniyorsa, Ortadoðu nun şartlari içinde, kendini örgüt olarak ilan etse
dahi,örgüt olabilme ihtimali yoktur.Birlik çalişmasi içinde yer alan ve kongre
toplantisinda komisyonda bulunan(bir anlamda birlik çalişmasina öncülük
edenlerin önemli bölümü) gevşek bir gurubu tercih etmektedir.Bu bireyler, bugün
itibariyle devleti cepheden karişişsina alacak bir direniş örgütünün ne siradan
bir bireyi, nede öncülük yapacak bireyleri olabilir.Çünkü mücadele adami
niteliðini taşimamaktadirlar.Mücadele adami niteliðini taşimayanlar yada bu
niteliði kaybedenler, bir direniş örgütünün yükleyeceði sorumluluðu
taşiyamazlar, örgütsel disiplin ve hiyerarşiye gelmezler, bu nedenle de örgüt
hukuk ve disiplinini başlangiç itibariyle de es geçmeye dönük tutumun sahibi
olurlar.Kürt Ulusal Çalişma Gurubunun ilk meclis toplantisi, sadece bir eksikle
ve kirk kişiyle toplanirken, diðer bütün toplantilarini meclis sayisinin
yarisini aşmayacak toplanti sayisi ile yapti.Toplantilara katilmayan kişilerin
uyarilmasi ve uyariya raðmen çalişma ve toplantilara düzenli katilmayanlarin
sert şekilde kamuoyuna açik olan basin organlarinda eleştirilerek, ilişkilerinin
kesilmesi çerçevesindeki görüşlerimiz de,uzaklaştirici olacaði gerekçesiyle
diðer kişi ve eðilim sahipleri tarafindan kabul edilmedi.Sonuç itibariyle iç
disiplini ,hukuku, deðer yargilari oturmayan ve keyfiyetin öne geçtiði bir yapi
şekillendi.Birey olarak bu çalişmada yer alip öncülük etme iddiasinda olanlar,
kendilerini tatmin etme,ortalikta görünme, kendini konuşturma yaklaşimi içinde
kalirken,aşinmiş ve ihtiyaçlara yanit vermeyen eðilimlerinin temsilcisi olarak
gelen bireylerde, ayni yaklaşimlarin yaninda, birlik örgütü ve ihtiyacini
aşinmiş eðilimleri için kullanmayi esas aldilar.Bu da merkezi karar alacak ve
alinan kararlar çerçevesinde bütün çevreleri pratiðe sevk edecek, herkesin
üzerinde hukuk söyleyecek, ülke ve ulus adina ulusal ve uluslar arasi anlamda
muhatap olacak, direnişçi bir birlik örgütünün doðumunu engelleyen diðer bir
unsurdur.Söz konusu bireyler ile kast ettiðimiz eðilimlerin temsilcisi olanlar,
devleti cepheden karşisina alan ve pratik anlamda direnişçi özelliði bulunan bir
örgütün kurulmasi halinde, bu yapinin kendilerine aðir sorumluluklar
yükleyeceðini, büyük bedel ve emek süreciyle karşi karşiya birakacaðini
bildiklerinden, bunun gerektirdiði cevher,takat ve iradenin kendilerinde
bulunmadiðinin da farkinda olduklarindan, bir direniş örgütü yerine, basin
açiklamasi yapan sivil bir hareket olmayi esas aldilar.
Basin açiklamalari yapan bir yapi
ile tarih yaratilamaz.Tarih yaratmak, ister kapali mücadele tarziyla olsun,
ister açik mücadele alaniyla olsun, bütünüyle devlete cepheden yönelen eylemler
ile krizler yaratilabildiði sürece mümkündür.Söz konusu birey ve eðilimler,
pratik düzeyde Kürdistanli Kürdistan(Kurdîstana Kurdîstan) konseptinin
mücadelecisi ve taşiyicisi olacak durumda deðillerdir.Zaten önemli bir bölümü,
teorik düzeyde de Türkiye Kürdistan i konseptini savunmaktadir.Kürdistanli
Kürdistan(Kurdîstana Kurdîstan) dişindaki bütün konseptler, ülkemizi sömürgeci
devletlerin merkezi yapisina(Türkiye Kürdistan i, Irak Kürdistan i,Süriye
Kürdistan i,Iran Kürdistan i) tabi olarak algiladiðindan; ister
fedarasyon,ister Demokratik Cumhuriyetçilik olarak isimlendirilen kültürel
özekliðe bile varmayan işbirlikçi anlayiş olsun, eninde sonunda kesin kopuş
stratejisine karşidir.Bu anlayişlar, eninde sonunda,baðimsizlik çizgisi olan
kesin kopuş çizgisine oranla birbirlerine ve Demokratik Cumhuriyetçiliðe daha
yakindir.Bu nedenle Riya Azadi,Nerînê Welatparêz,Hak Par,Mesop gibi eðilimler,
Demokratik Cumhuriyetçilerin dokuz yil önceki ideolojik-politik çizgisine
nazaran, bugünkü ideolojik politik çizgilerine daha yakindirlar.Demokratik
Cumhuriyetçilerin bir tek parmak işaretiyle,bunlari çaðirmasi durumunda, beraber
çalişmaya hazirdirlar.Ancak Demokratik Cumhuriyetçilerin bunlari muhatap
almamasi, küçümsemesi ve tahammül göstermemesi nedeniyle, ayrik durmak zorunda
kalmaktadirlar.Bunlarin ve bunlara yakin bireylerin, Demokratik Cumhuriyetçilik
ideoloji ve siyasetiyle antagonist bir çelişkisi yoktur.Ayrica bu eðilim ve
kişiler kendi başlarina mücadeleci ve sonuç alici bir örgüt olmak için
kendilerine güvenmemektedir.Bu nedenle Demokratik Cumhuriyetçilerle çalişmanin
ön şarti olarak demokratik cumhuriyetçilik çizgisinin terkini
koymamaktadirlar.Sadece birlik örgütü ve ihtiyaci söylemini kullanarak, kendi
çevrelerinde topallayabilecekleri insanlarla, kendilerini, Demokratik
Cumhuriyetçiler tarafindan muhatap alinacak bir duruma getirme amacindadirlar.Bu
durumlari da; direnişle gelişme, tarih ve deðer yaratma konusunda takat, irade,
sinerji ve perspektiflerinin bulunmadiðini göstermektedir.Bu yaklaşim ve
eleştirilerimizi bir buçuk yil boyunca her firsatta ortaya koyduk.Sorunlari
görmeyecek kadar kör olmak, yada görmesine raðmen kendine konu edinmemek,
tartişma ve çözüm sunma iradesinden yoksun olmak, veya ertelemek, yahut ortaya
çikan sorunlari halinin altina süpürerek kamufle etmek(saklamak) yerine, her
zaman en devrimci tarz olan açikliði ve sorunu görüp kendine konu edinerek çözüm
sunmayi esas aldik.Bir gurubun içindeki sorunlari dahi görmeyenler, veya
sorunlari kendine konu edinip çözümünü geliştirmeyenler, veya eleştiriden
korktuklarindan, eleştiriyi hakaretle eş deðer algilayacak kadar ruhu ince
olanlar, tarihsel ve toplumsal sorunlarin devrici çözümcüsü olamazlar.27 05
2007 tarihinde Diyarbakir da yapilan ve kuruluş kongresi olarak tasarlanan
kongre toplantisinda da yaklaşimlarimizi üç ayri deðişiklik önergesinde ortaya
koyarak, bir anlamada basin açiklamalari yaptiktan sonra, daðilacak sivil bir
hareket yerine, direniş-birlik örgütünün kuruluşunu savunmaya devam ettik.
Birinci önergemiz, kongre
salonunda oluşturulan Komisyonda yer alan eðilim temsilcileriyle bireylerin
üzerinde anlaşip uzlaştiði sivil hareketin yerine, doðrudan örgütlenen (il
il,ilçe ilçe ,kasaba kasaba,köy köy,mahalle mahalle örgütlenen)direnişçi birlik
örgütünün oluşturulmasiydi.Meclis ve yürütme toplantilarinda önerilen
taslaklarda ise. açik bir madde ile büyük iller dişindaki ilçe ve kasabalarda
teşkilat kurulmasi yasaklandi.Muhalefetimiz üzerine ise, açik yasaklayan madde
deðiştirilmiş olsa da,sadece illerde birim(inisiyatif) niteliðinde yerel
birimler oluşturma düzenlemesi getirildi.Muhalefetimize raðmen, diðer eðilim ve
bireyler, yerel birim oluşturmayi, yerel örgüt(yerel teşkilat) oluşturmaya
tercih etti.Sonuç itibariyle bu kişi ve eðilimlerin ortak hareketiyle kongre
toplantisinda da; il, ilçe, nahiye örgütleri yerine, sadece belli illerde
birim(inisiyatif) oluşturmayi esas alan ve örgütlenmekten oportünistçe ve
reformistçe kaçan tutum oyçokluðuyla kabul edildi.Bu da, halk kitlelerinden ve
örgütlenemeden kopuk, kitleleri sevk ve idare edip her yerde kendisini eylemle
geliştiren direnişçi birlik örgütünden kaçtiklarini ve ayda bir basin açiklamasi
yapacak bir sivil hareket yada tartişma ve konuşma kulübünün hedeflendiðini
göstermektedir.Bu tür bir sivil hareket, birlik örgütü olamayacaði gibi,buna bir
ihtiyaçta bulunmamaktadir.Sivil bir hareket oluşturmaya yönelmek ve buna örgüt
demek,örgüt ve örgütlenmeden bir şey anlamayan ve bir direniş örgütünün
yükleyeceði sorumluluk ve bedelden kaçanlarin anlayişidir.Varolan alternatifsiz
durumu giderme yerine, sürdürme tercih edildi.Kongre toplantisinda komisyon
oluşturarak bir direniş örgütünün kuruluşu için verdiðimiz önergelerin
oylanmamasi ve kabul edilmemesi için ortak hareket eden bütün eðilim
temsilcileri ve bireyler aslinda direniş adami kalibini taşimamaktadir.Bunlar
birlik örgütü için toplanti çaðrilari yapip örgütü kurmadan veya kurduktan hemen
sonra, işlevsizleştirme ve öldürme konusunda ustadir.Bu bireyler büyük ölçüde
kendilerini ve ailelerini korumaci olan ve siyasetin oportünist yeri dişinda
hiçbir yere götürülemeyecek kimseler görünmektedir.Olgusal anlamda kongre
salonundaki 150 kişinin yaş ortalamasi alinsaydi her halde ortalama elinin
altinda çikmazdi.Kürdistan ulusal Mücadelesine eşlerini, çocuklarini ve
kardeşlerini katmayan ve ailelerini korumaci davrananlarin, kendilerini de riske
edecek bir örgütlenme ve çizgiye açik olmalari yani devleti teorik düzeyde
deðil, pratik düzeyde cepheden karşiya alacak bir örgütsel duruşu tercih
etmeleri olanakli olmamaktadir.Bunlar sömürgeci devlet düzenin pekte aşmayacak
kadar devrimci olmayi hedeflediðinden ve bu konudaki ayarlamada usta
olduklarindan faka basmayacaklarini düşünmektedirler.Çocuklarinin ve
kardeşlerinin ise, bu işte kendileri kadar usta olmayacaðini düşündükleri
için,onlari siyasetten uzak tutmaya çalişmaktadirlar.Avrupa da 1981 yilindan
itibaren, pek çok birlik örgütü kurma çalişmasini öldürmedeki alişkanliklarini
da ülke topraklarina taşiyarak,kendilerini tatmin ediyorlar.Bunlarin ideolojik
politik bir derinlikleri ve yapilmasi gereken işle bir tutarliliklari da
yoktur.Burjuva ideolojisini savunanlari bu ideolojiyi,sosyalist ideolojiyi
savunanda sosyalist ideolojiyi derinlemesine bilmemekte, yada gereklerini yerine
getirme konusunda bin bir oyunla kaçmaktadirlar.Sosyalist örgütlenme tarzi,
kirçal damarlar teorisi çerçevesinde her zemine temas edecek ve kan alişverişi
içine girecek örgütlenme tarzi olan; şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy,
mahalle mahelle, örgütlenmedir.Burjuva örgütlenme tarzi ise, kalabaliklara
dayanir.Dindar örgütlenmeler ise,paratikte sosyalistlerden daha iyi kircal
damarlar teorisine uygun şekilde örgütlenme geliştirmekte ve sokak sokak, ev ev
örgütlenecek bir çalişma içinde bulunmaktadirlar.Kuzey Kürdistan da, burjuva
yada sosyalist veya ulusal örgütlenmelerden öte,dinsel örgütlenmeler olabildikçe
güç haline gelmeye başlamiştir.Ideolojiler bir tarafa, Kürdistan in pratik
ihtiyaci nazara alinsa dahi, halkimizin dokuz yildir siyasetsiz olmasi ve
politik bir alternatifin olmamasi karşisinda, örgüt düzeyinde bir alternatif
oluşturmak temel ihtiyaçti.Demokratik Cumhuriyetçilerin işbirlikçi bir ideolojik
politik çizgiye çekilmesi ve varolan diðer eðilimlerin ise, ihtiyaçlara yanit
vermeyen aşinmiş ve pratik düzeyde tasfiye olmuş durumlari karşisinda, bir araya
gelerek daha kisa sürede bir alternatif ve güç oluşturulabilirdi.Biz bu
düşünceyle bugüne kadar bu çalişmalara katilarak doðrulari yaşama geçirme
mücadelesi verdik,ancak ideolojik-politik doðrulari bulunmayan, pratik ve
pragmatik yarari dahi esas almayi bilmeyen veya bundan da kaçan reformist ve
oportünist eðilim temsilcileri ile bunlarla ortak hareket eden ve ayni
özellikleri taşiyan kişilere hiç bir şey kabul ettiremedik.Biz eðilim ve
anlayiş sahiplerini gözlemledikçe çarpik ve hasta bir anlayişa sahip
olanlarin;hastaliði,tedaviyi ve ilaci kabul etmediðini gördük.Allah diðer
Kürtleri bunlara benzetmesin diyebilecek noktaya geldik.Varolan eðilimlerin
yaklaşimini ekonomi diline aktarirsak, “ biz küçük dükkan durumundayiz, her
mahalleye bir büyük market kurulursa dükkançiklarimiz iflas eder” anlayiş ve
korkusudur.Bu nedenlerle, ihtiyaçlari ete kemiðe büründürme yerine,ihtiyaçlari
öldürme tarzini tercih etmektedirler.Küçük dükkanlari onlara dükkandar türünden
bir etiket verirken,yada birlik çalişmasi ile bir etiket kazandiklarini ve halk
önüne çiktiklarini düşünürken, mücadele adami kalibi taşimadiklarindan ve
kurulacak bir direniş örgütünün yükleyeceði sorumluluklar da kendileri açisindan
taşinamayacak kadar aðir olduðundan,esasen bir sorumluluk yüklemeyen küçük
dükkan veya durumlari ile kendilerini tatmin etmeyi esas almaktadirlar.Bunlarla
ortak hareket eden yada bunlarin anlayiş ve tutumuna açik bir tutumla karşi
gelmeyecek kadar inisiyatifsiz ve iradesiz olan bireylerde,özünde aynen bunlar
gibidir,bazi noktalarda farkli bir çak söylemlerinin olmasi, duruş ve ruh
hallerinde bir farklilik bulunduðunun göstergesi deðildir.Kongre toplantisi
gününde, komisyon olarak bir direniş örgütünün kurulmasi yaklaşimimizi boşa
çikarmak için ortak önerge veren komisyon üyelerinin ve bunlarla hareket eden
bütün arkadaşlarinin, hatta bunlarin dayatma, oyun ve şantajina boyun eðen ve
sonuç itibariyle farkli bir tutumu esas almayan bütün bireyleri bunlarla ayni
çerçevede deðerlendiriyoruz.
Kürdistan da program sorunu
yoktur,özü itibariyle Kürdistan ulusal mücadelesinin programi bir tek cümleden
ibarettir.Kürdistan programi;Kürt ulusu,özgürlüðü için kendi ulusal topraklari
olan Kürdistan ülkesinde sömürgeciliðe son vererek, baðimsiz devletini kurarak
kendi kendini yönetmek ve düzenlemek istemektedir, biz bu hedef ulaşmak için
mücadele ediyoruz, cümlesinden ibarettir.Bu anlayişi içeren her program,
Kürdistan programidir, içermeyen program ise, Kürdistan programi
deðildir.Kürdistan da varolan sorun, örgüt ve örgütlenmeyle kitleleri yurtsever
devrimci bir çizgide eyleme sevk etme sorununda düðümlenmektedir.Örgüt sorunu
yaşayan, ancak bunu kabul etmeyen ve aşinmiş yapilarini birlik çalişmasinin
üzerinde gören, hatta birlik çalişmasini ve örgütünü işlevsiz yapilari için
kullanmayi esas alan,tarajikomik bir tutumla birlik çalişmasinin alacaði şekli
dahi pratik düzeyde tasfiye olmuş işlevsiz yapilarinin şekline dönüştürmeyi
dayatan, bunun içinde kongre toplantisinda eðilim temsilcileri ve bunlarin
oportünist anlayişini pratik düzeyde paylaşan ve sonuç itibariyle toplantiya
katilan aydin ve siyasetçilerin iradesi üzerinde kontrol oluşturmaya yönelip
karşimiza sivil bir hareket çikaranlarin bu sorunu aşmasi olanakli
deðildir.Eleştirdiðimiz eðilim temsilcileriyle bireyler, ihtiyaca yanit olmayan
anlayiş ve tarzlarina köle olmuş, yada kendilerine put oluşturmuş tutucular
durumundadir.Biz put kiran olarak çalişiyoruz,bunlardan putlarini kirdiklarimizi
kazaniriz,putlarina daha büyük israrla sarilip aðlayanlari ise, kendi hallerine
birakiriz.Putçu anlayişlar, devrimci örgüt olmaz, devrimci bir örgüt ortaya
çikaramaz.Bunlar putçu anlayişlariyla ölürken, ölüm nedenlerini halka ve çevreye
dayatmaya devam etmektedir.Eðer bunlar ölü veya otonazi halinde deðillerse,
Kürdistan da güç olgusu anlaminda iktidar olan Demokratik Cumhuriyetçilerin
idolojik-politik anlamda yozlaşma ve çözülmeyi yaşadiði son dokuz yilda, 30
yillik gelenekleriyle gelişme göstermeleri gerekmez miydi?Bunlarin bir gelişme
göstermemesi, bu eðilimlerin Demokratik Cumhuriyetçilerin yozlaşip daðilma
sürecine girmelerinden önce aşindiðini gösterir.Kuraldir,her ülkede iktidarin
yozlaşma ve çözülme yaşadiði koşullarda, muhalefette olanlar gelişir.Bizde ise
muhalefetteki gelenekler daha da öldü,çünkü misyonlarini daha önce
tamamlamişlardi.Birlik örgütünü doðurmak ve canli bir organizma olarak büyütmek
için, birlik örgütü çalişmasini, ölü yada ötenazi halinde yaşayan eðilimlerin
dayatmalarindan, sinerji ve enerjisi bitmiş takat ve iradesi kalmamiş, kendisini
ve ailesini korumaci, devleti cepheden karşisina almayacak birey ve eðilim
temsilcilerin koltuklarinin altindan çikarmak zorunlu bir önşarttir. Bu eðilim
ve kişilere yaptiðimiz eleştiriler, ayni tutumda olmamalarina raðmen, kongre
toplantisinda çekimser davranan, bu nedenle inisiyatifsiz, iradesiz, liberal,
boyun eðmeci tutumu benimseyen ve doðrulari pratik düzeyde
yükseltmeyen(savunmayan) çoðunluk içinde geçerlidir.Iyi bir asker niteliði
taşimayanlar, kendilerini ne kadar general görürlerse görsünler, general ve
hatta siradan bir asker niteliðini de alamazlar.Iyi bir asker olmak komutan ve
general olmanin önşartidir..Ötenazi halinde olan yada ölen ve aşinan yapilarin
ihtiyaçlarina göre birlik çalişmasini şekillendirme dayatmalari bizim açimizdan
tiraji komiktir,gericiktir,birlik örgütü ihtiyacini kaynaðinda tasfiye edip
öldürmektir.Birlik örgütünün ihtiyaçlara göre devrimci biçimlenmesini her türlü
eðilimsel çakarin üstüne çikarmadan,birlik örgütü, çati örgütlenmesi olarak
bütün birey ve eðilimlerin üzerinde hukuk söyleyici ve karar alici mekanizma
olarak kabul edilmeden,doðrudan örgütlenmeyi esas almadan,ulusal mücadelenin
meşru gördüðü her olguyu taşimadan direnişçi bir birlik örgütü
kurulamaz.Eleştirdiðimiz eðilim ve bireylerin dayatip 49 oy gibi az oyla kabul
edilen tüzükteki örgüt modeli gibi,çamaşir iplerine asilmiş, yada askida duran
ve bu nedenle ayaklari halkin bulunduðu zeminine oturmayan,sonuç itibariyle güç
olma ve güç yaratma ihtimali olmayan sivil bir hareket ortaya çikar.Bu tür bir
yapiyla basin açiklamalari yapilabilir ve salon toplantilari organize
edilebilir.Ancak basin açiklamalari ve salon toplantilariyla tarih ve deðer
yaratilamaz,varolan kadrolar denetim altina alinarak işlevsiz birakilacaði ve
sahte umutlar oluşturulacaði kesindir.
Hak Par,DDKD geleneðinden
geldiklerini söyleyenler ve PSK taraftarlari, kurumsal ve gurupsal olarak birlik
çalişmasinin içinde olduklarini ortaya koyarak,Diyarbakir da yapilan ilk
toplantida oluşturulan 41 kişilik Çalişma Meclisine ve bunun içinden seçilen 11
kişilik yürütmeye kendi temsilcilerini doldurma yarişina girdiler.Yapilan ilk
tüzük taslaðinda da gurup hukukunu ve kişi hukukunu ayri ayri düzenlediler.Ayni
zamanda diðer çevre ve guruplari da çalişmaya katmak için, diðer çevrelerle
görüşme yapma karari alindi.Ancak kisa bir süre sonra, DDKD geleneðinden
gelenler ve Riya Azadi taraftarlarinin Hak Par içindeki sürtüşmelerinin
çatişmayla dönüştüðünü gördük.Bu çatişma neticesinde, Hak par dan istifalar
başladi.Bu çatişma ve sürtüşme Kürt Ulusal Çalişma Gurubuna da yansitilmakla
zarar verildi.Eski Rizgariciler Gurubu,eski DDKD liler Gurubu,PSK taraftarlari
Gurubu şeklinde bir kangren gibi Hak Par i kemiren ve işlevsizleştirerek
partileşmesini ve gelenek oluşturmasini engelleyenler, birlik örgütünü de el
birliðiyle boşa aldilar.Sonuç itibariyle son anda,gerek Hak Par, gerekse Riya
Azadi çevresi ve gerekse de DDKD geleneðinden gelip kendilerini Devrimci
Demokratlar(Demokraten Soreşger) olarak tanimlayanlar,artik grupsal olarak Kürt
Çalişma Gurubunun içinde yer almadiklarini, çalişmaya katilan arkadaşlarinin
birey olarak katildiðini dillendirmeye başlayarak, birlik örgütü oluşturma
çalişmasini pratik açidan işlevsizleştirdiler.Bu işlevsizleştirmeyi el
birliðiyle yaparken, sorumluluðu kendi kucaklarinda tutmamak ve atmak içinde,
her türlü yolla başvurdular.Kongre toplantisinda ise, gerek HAK Par in yönetim
kademesi ve gerekse DDKD geleneðinden gelip kendilerini Devrimci Demokratlar
olarak tanimlaya başlayanlar,birlik örgütü kurma çalişmasinin içinde yer
almadiklarini deklere ettiler..Hak Par içindeki iktidar mücadelesinin dişariya
ve Kürt Çalişma Gurubuna yansiyan tahribati bu şekilde ortaya çikti.Esasen DDKD
geleneði ideolojik düzeyde Riya Azadi kadar reformist ve oportünist olmasa
da,pratik mücadelenin kendisinde ayni oranda oportünist ve reformisttirler.Bu
nedenle bu iki gelenek, Kürdistan da kuma gibidir, hiçbir zaman birbirilerinden
ayrilmazlar, ama hiçbir zaman da geçinemezler, birlikte pratik mücadele
yürütemezler.Her zaman ortaya atacaklari ve birbirilerini biktirincaya kadar
üzerinde tartişacaklari bir şey bulup ortaya atarak zaman ve enerjiyi
tüketirler.Demokratik Cumhuriyetçilerin işbirlikçileşmesi ile birlikte, aşinmiş
diðer yapilardaki ideolojik politik konformizim(biçimsizlik ve ilkesizlik) her
zamankinden daha fazla yoðunlaşti.Bu da oportünizm ve reformizim de Riya Azadi
anlayişi ile yarişan Mesop ve Nerînê Welataparêz gibi eðilimleri ve bireyleri
ortaya çikardi.Bu geleneklerden gelenler, sonuç itibariyle ayni olumsuzluklarda
birleşmektedir.Bunlar ile bunlarin geleneklerine angaje olanlarin direniş
iradesi ve direniş örgütü kurma niyeti bulunmamaktadir.Birlik örgütü kurma
melesinde aldanan ve aldatan konumundadirlar.Bu eðilimlerin temsilcileriyle
bunlarin şantaj ve dayatmalariyla uzlaşan bireyler, birlik örgütü çalişmasi ile
bu ihtiyaç yerine, askida yada çamaşir iplerine asili, sivil bir hareket
koyarak,çalişma ve ihtiyaci işlevsizleştirme ve tasfiye sürecine saptirma yolunu
tercih etmeye başladilar..Sonuç itibariyle birlik örgütü çalişmasi ile
toplantilarinin doðurduðu umut, sinerji ve beklenti öldürüldü..
Birlik örgütü ihtiyaci yaninda
herkesin üzerinde ittifakla hemfikir olduðu diðer bir konuda, bütün basin
açiklamalarina yansidiði gibi,Kürdistan Ulusal Kurutuluş Mücadelesinin meşru
saydiði bütün deðer ve olgulari ideolojik ve politik pratik düzeyde savunan ve
sömürgeci devleti cepheden karşiya alan bir duruş ve mücadele tarzinin tercih
edilmesiydi.Ancak birlik çalişmasinda yer alanlarin önemli bir bölümünün bu
yaklaşimi inanmadan savunduðu yada meşru sivil itaatsizlik esasli mücadele
tarzini sözcük düzeyende kullanip pratiðini vermekten kaçarak, bu husustaki
ihtiyaci tüketmeyi esas aldiklari ortaya çikti.”Yasalari deðil, meşruluðumuzu
esas alacaðiz” söylemi üzerinde anlaşmamiza raðmen, çalişmanin sonucuna doðru
yaklaştiðimizda,Riya Azadi,Mesop ve Nerînê Welatparêz geleneðinden gelenler ile
bunlarla uzlaşan ve Iz DDKD geleneðinden gelip, bütün karar süreçlerinde bu
eðilimlerle birey olarak ayni konseptte anlaşan kişiler, özünde örgüt isminin
ülkesiyle(Kürdistan ile) adlandirilmasini dahi taşiyamaz ve önemseyemez durumda
olduklarini ortaya koydu.Doðrudan örgütlenen, direnişçi birlik örgütü
yerine,askida ve çamaşir iplerine asili olup, halk zeminine ayaklari basmayan
sivil bir hareketi geçirmede anlaşan bu eðilim ve kişilerin ulusal mücadelenin
meşruluðunu esas alacak bir mücadele tarzi ile konumlanişini taşimasi yada
tercih etmesi ve bunu olmazsa olmaz yapmasi da olanakli olmadi.Örneðin Kürt
Çalişma Gurubunun dönüşeceði örgütün adinda, etnik köken olarak Kürt yerine,
mutlaka ülke olarak Kürdistan bulunmasi gerektiðini, gerek meclis ve yürütme
toplantilarinda ve gerekse kongre toplantisinda savunarak,20 kişilik deðişiklik
önergesi verdik.Yani bu eðilim ve kişilerin üzerinde analaşip dayattiði sivil
hareket modeline karşi örgütü ve Kürt Ulusal Birlik Haraketi adina karşi
da,Kürdistan Ulusal Kongresini ilan edene kadar, geçici olarak Kürdistan Ulusal
Kongre Hareketini ve bu da kabul edilmediði takdirde Kürdistan Ulusal Birlik
Hareketini önerdik.Ancak önergelerimizi bunlardan(komisyondan) önce vermemize
raðmen, demokrasi deðerleri ve siyasi ahlakla baðdaşmayacak şekilde,
önergelerimizi oylatmamak için komisyonu oluşturan bu eðilim ve
bireyler,denetimleri altinda tuttuklari Divan Başkanin işgüzarliði,dengeciliði,
iradesizliði ve inisiyatifsiz özelliklerinden her zamanki gibi yararlanarak,
taslak olarak sunulan tüzük modelinin ile adinin olduðu gibi kabul edilip onaya
sunma önergelerini öncelikle oylatarak, az sayida bir oyla (toplam 49 oyla ve
büyük bir çekimser kitlesine karşi) kabul ettirdiler.Adi geçen eðilimlerden
kimisi yürütme ve meclis toplantilarinda, açikça yasal çerçevenin dişindaki bir
örgüt ismini taşima güç ve niyetlerinin bulunmadiðini söyleyerek,örgütün
Kürdistan ismiyle adlandirilmasina muhalefet etmekteydiler.Riya Azadi,Mesop ve
Nerînê Welatparêzciler bu konuda da başi çekiyorlardi.Korkular ve koşullar
nedeniyle Kürdistan adini taşimanin zorluðundan bahsederken,aslinda örtük olarak
geri cephede tutuklari ve sakladiklari diðer bir sebepte, bunlarin Kürdistan
konseptini deðil,Türkiye konseptini savunan yapilar olmasi ve örgüt
adlandirmasinin ülke topraklari olan Kürdistan ile isimlendirilmesi
halinde,Kürdistan konsepti ve çaðrişiminin öne geçmesini istememelerinden
kaynaklanmiştir.Yani açiktan söylemeye cesaretli olmasa da,gizli bir ideolojik
nedenlerinin olduðunu da düşünüyoruz.Fuat Önen gibi kişiler ise, doðrudan
örgütlenmeyi red eden ve sadece illerde teşkilat olmamak kaydiyla birim olarak
örgütlenecek tüzükteki sivil hareketin örgüt olduðunu ve adinda Kürdistan
bulunmasinin da zorunlu ve çok önemli olmadiðini ileri sürerek görüş ve
önergelerimize yan çizip diðerleriyle ayni konseptte birleşip
uzlaşiyorlardi..Biz ise,dünyadaki her ulusal mücadelenin kendisini etnik kökeni
ile deðil, ülkesi ve ulusal topraklariyla tanimlayip isimlendirdiðini, bu tür
bir isimlendirme ile talebimizin ulusal topraklarimiz olduðunu ifade ettiðimizi,
bu nedenle önemli olduðunu savunduk. Öte yandan kendi meşruluðumuzu esas almayi
ilke olarak kabul ettiðimize göre, bizim için daha doðru ve meşru olanin ülke
topraklariyla kendimizi adlandirarak, ulusal mücadelenin temel referanslari ile
meşruluðumuzu esas aldiðimizi göstermiş olmakti. Örgütü Kürdistan ile
adlandirmadan kaçtiðimizda ise, meşruluðunu esas alma kaidesini de esas
almadiðimizi ortaya koymuş olacaðimizi ileri sürdük.Bunlarin yaninda, Kürt adi
yerine, örgütü Kürdistan ile isimlendirmenin, Kürdistan daki halk
azinliklarini(Ermeni Asuri Mehelmi Türken,Arap) kapsamak ve onlar açisindan da
demokratik bir çekim gücü olmak içinde gerekli olduðunu savunduk.Ancak adi geçen
eðilim ve bireyler, modelin ülke ismiyle adlandirilmasini da kabul
etmedi.Konjüktürel olarak Türk ordusunun darbe yapacaðinin gündeme girmesi de,
korkan baylari daha da korkuttu.Ancak Kürdistan adlandirmasinin esas
alinmamasinin başkaca önemli nedeni, eleştirdiðimiz eðilim ve kişilerin,
Kürdistan Ulusal mücadelesinin meşruluðunu esas alacak kaliptan,iradeden ve
hatta ideolojik anlayiştan yoksun olmasidir. “Meşruluðumuzu esas alacaðiz”
demelerine raðmen, kendi gerçekleriyle dürüst olmadiklarindan, daha ilk adimda
meşru deðerleri esas alma güç ve perspektifinden yoksun olduklarini ve
kullandiklari bazi cümlelerle inanmadiklarini,gösterdiler...Zora dayali kapali
mücadele tarzini savunanlardan kimisi bu yöntemi hiç kullanmadan
tüketirken,Demokratik Cumhuriyetçiler ise kullanip tasfiye sürecine
soktu.Güncel olarak tartişilan ama pratik yaşama geçirilmeyen yöntem ise,kendi
meşruluðunu esas alan sivil itaatsizlik eylemi olmasina raðmen, sözcük
düzeyinde kullanilmasi, ancak pratik düzeyde bir mücadele yöntemi olarak
mücadele sürecine alinmamasi,meşruluðunu esas alma temelinde sivil
itaatsizliðinde yöntem olarak daha kullanilmadan bu kişi ve eðilimler tarafindan
tüketilmeye başlandiðini gösterir.Direnişçi ulusal devrimci bir birlik örgütü
projesi de,hayata geçirme yerine tüketilmeye başlanmaktadir Bu yaklaşim ulusal
mücadelenin ihtiyaçlarini öldürme pratiðini içermektedir.Bu birey ve eðilimler
tüketicidir,ihtiyaçlari tüketmektedirler.Deðer yaratmak için takat ve
perspektifleri yoksa, kendilerini tatmin etmek veya ötenazi halindeki
eðilimlerinin çikarlari için ihtiyaçlari tüketmeyi de birakmalari
gerekir.Kürdistan da siyaset, aðir bedel ve emek sorumluluk gerektirir, kendini
tatmin etme araci yapilamaz.Ya işi yapacaklar yada iş yapacak adam deðillerse,
evlerinde oturup kendi gerçeklerine saygili kalmalidirlar.Bu eðilim ve adamlara
hadi yürüyün arkanizda yürüyelim diyorsun yürüme irade ve becerileri yok,engel
olmayin biz yürütürüz desek büyüklük kompleksleri buna da izin vermez.Hangi
yönden ele alirsak alalim,direnişçi bir birlik örgütü kurma önünde
engeldirler.Ihtiyaç ve deðerleri tüketmeleri örtülü sabotajciliktir.
Kongre toplantisinda önerilen
tüzük taslaðinda deðişiklik önergesi vererek deðiştirilmesini istediðimiz diðer
bir hususta,kurulacak örgüt modeline tüzükteki gibi “sözcünün” deðil, bir
başkanin(liderin) seçilmesi ve ihtiyaçlara yanit olmasi halinde,sonraki yillarda
da bu görevini devam ettirmesi,aksi halde ise, ilerde yapilacak kongrede seçim
yoluyla deðiştirilmesiydi.Amaç direnişçi bir birlik örgütü kurmak olduðu
takdirde, haliyle sözcüsü deðil,liderinin olmasi gerekirdi.Ancak basin
açiklamalari yapan ve bu şekilde kendini tatmin edip gösterme imkani veren,
gevşek ve esasen önemli mesuliyetler yüklemeyen, kullanilabilecek bir sivil
hareket tasarladiklarindan, tüzükteki sözcü kavraminin liderle deðiştirilmesine
de karşi oldular.Sözcüler,sadece söyleyecek bir şeyleri olan, ancak yapacak
pratik bir şeyleri olmayanlarin tercihidir, basin açiklamalari için sözcüye
ihtiyaç duymaktadirlar.Bu nedenle Diyarbakir sözcü doldu.Ölmüş yada tümden
ölmemiş olsallarda ötenazi halinde yaşayan eðilimlerin, eski gelenekleri
üzerinden, “eski bilmem neler” adiyla bir araya gelerek, kadim ve işlevsiz
isimlerine yakin, yada biraz farkli bir isimle geçmişteki tarz ve anlayişlari
ile gurup kurmaya çaliştiklari ve herkesin kendisine bir veya birkaç sözcü
seçmeye başladiði görülmektedir.Ölü veya ötenazi haline düşmüş yapilarinin
kalintilari üzerinden guruplaşmaya çalişanlarin, kalinti olmadiklari süreçte
yenilip çözülürken, daha da deðişen sosyal ve siyasal koşullarda kalintilari ve
eski tarzlari üzerinden guruplaşmakla yaratacaklari bir sinerji ve deðer
olmadiðini görmeleri gerekir.Gelecek kaygisi ve kurgusu olmayanlar,her zaman
geçmişe yapişip kalmaktadir.Geri cephesinde veya diðer bir deðişle diasporada,
mülteci olarak bulunan merkezlerinde 27 yilidir lider çikaramayan ve içerde,
perde önünde uzaktan kumandayla hareket ettirdikleri unsurlarinin da lider
özelliði taşimamasi karşisinda; ortaya çikacak liderin denetim ve kontrollerini
ortadan kaldiracaði korkusunu taşidiklarindan dolayi lider seçimi
yerine,inisiyatifsiz iradesiz yeteneksiz kontrol altinda çalişabilecek emanetçi
bir sözcü ile sözcülüðü tercih ediyorlar.Birbirlerine tahammüllerinin olmamasi
ve kimsenin diðerinin liderliðini kabul edecek kadar komplekssiz olmamasi
nedeniylede lider istememektedirler.Bu nedenle peşinen “bu yapidan lider
çikmaz”,düşüncesinin savunucusu oldular..Tercih edilen sözcü tipi, gözlerinin
içine bakmadan konuşmayi ve adim atmayi bilmeyen, iradesiz, kabiliyetsiz,
inisiyatifsiz,yönlendirilmeye açik ve her şeyi kontrol altinda olabilecek ve
ayda bir hazirlanan basin açiklamasini okuyabilecek, yada medya organlarina
daðitacak emanetçi bireydir.
DEKAP temsilcileri gibi,peşinen
“bu eðilimlerden bir kismi samimiyetsizdir,amaçlari bir birlik örgütü kurmak
deðildir” anlayişiyla yaklaşmadik, tersine çalişmanin içinde yer aldik.Kürdistan
Parti Inisiyatifi gibi “biz katilimci deðil, çalişmanin gözlemcisiyiz” diyerek,
pasif bir tutum ile izleyici olmadik.Politik aktörlerin bulunduðu ve yanliş yada
doðru politikalarin yapildiði her zeminden kendini soyutlayarak,”güzel
doðrularim var “yaklaşimiyla kendini dört duvar arasina kapatmak yerine, ulusal
ihtiyaçlari ve devrimci doðrulari alternatif olarak koyup mücadelesini yapmak,en
kirilmaz puta sahip olduðu söylenen bireyin dahi putunu kirarak, yarattiklari
putlar karşisinda onlari iradeleri ve zihinleriyle özgürleştirmeye yöneltmek;
diðerlerini putçulukta israr edenlerin denetiminden çikarmak,kitlelere doðrulari
götürmek, birlik örgütü çalişmasinin dişinda olmayi veya gözlemci durumunda
bulunmayi deðil, aktif katilimci olmayi gerektiriyordu.Biz de bir yili aşkin bir
süredir, her görevi yerine getirerek sevkle ve heyecanla çalişarak, varolan
boşluða, siyasetsizliðe ve alternatifsizliðe kisa sürede cevap verebilecek bir
siyasi alternatifin oluşumu için çaliştik.Biz birlik çalişmalarina katilmadan
öncede,eleştirdiðimiz eðilim ve kişilerden farkli bir anlayiş ve duruşa sahip
olduðumuzun bilincindeydik.Ancak birlik örgütü ihtiyaci ile siyasi alternatif
oluşturma ihtiyacinin uzlaşmayi gerektirdiðini kabul ederek, birlik çalişmasina
katildik.Işlevsiz aidiyetleri mesuliyetsiz sürdürmektense,büyük mesuliyetler
yükleyecek bedel ve emek sürecine çekecek ve ulusal ihtiyaçlara yanit
verecek,yeni bir gelenek yaratacak bir parti kuruluşunu savunduk,Aidiyetlerin
terkinin kabul edilmemesi halinde, deðişik aidiyetlerin bir parti bünyesinde
sürdürülmesinin Hak Par ve ÖDP örneklerinde görüldüðü gibi partileşme ve
gelişmeye imkan vermeyeceðini, bu nedenle aidiyetlerini terk edilmemesi
durumunda, bütün eðilimleri ve baðimsiz bireyleri içine alacak bir çati örgütü
olarak Kürdistan Ulusal Kongresinin kuruluşunu savunduk.Istisnasiz bütün diðer
eðilim ve bireylerde parti kongre,meclis.konsey cephe parlamento gibi bir
modelin birlik modeli olarak kurulmasini savundu.Bizim savunduðumuz örgüt
modelleri yerine,bu çati örgütlerinden(konsey meclis parlamento,cephe) diðer
biri tercih edilmiş olsaydi dahi, çalişmaya devam edecektik.Ancak işin sonuna
yaklaştiðimizda, eleştirdiðimiz eðilim temsilcileriyle bunlarla ayni modeli
savunan diðer bireylerin bir parti yada herhangi bir çati örgütünü istemedikleri
ve sivil bir hareketi model olarak dayatmaya başladiklari ortaya çikti..Iş amaç
ve mecrasindan saptirildi.Sonuç itibariyle aldanan ve halki aldatan eðilim ve
kişiler gibi birlik örgütü yerine, sivil bir hareketi koyup oluşan umutlar
beklentiler ile oynama ve sahte umut taciri olmaktansa, sefaf davranip,Kürt
Ulusal Çalişma Gurubu iken, sadece adi Kürt Ulusal Birlik Hareketine(TEVKURD)
dönüştürülen çalişmadan Kurdokya Inisiyatifinin çekilmiş olduðunu deklere
ediyoruz.Analiz ve tespitlerimizin doðru olmamasi halinde,3-5 kişiden ibaret
olmamiz nedeniyle, çalişmadan ayrilişimizin, yol alinmasi açisindan engel
olmayacaði kanisindayiz.Olgulara dayanan tespit ve analizlerimizin doðru olmasi
halinde ise, iddia ettiðimiz gibi, varolan çalişma gittikçe marjinalleşerek
çözülecektir.. Biz hep açik davrandik ve her zaman varolan sorunlari
ertelemeden, halinin altina süpürüp saklamadan, analiz ederek çözümünü
dayattik.Açikliktan daha devrimci bir tarz ve silah yoktur.Sorunlari ise,sadece
görenler ve çözmek üzere kendilerine konu edinenler çözeler.Bu yaklaşima sahip
olmayanlar ise,sorunlarin kaynaði, yaraticisi ve sürdürücüsü kalmaya
mahkumdur.Kürt Ulusal Birlik Hareketinin adi altinda çalişmaya karar verildiði
anda, kongre toplantisindaki komisyon tarafindan önerilen ve kabul edilen 35
kişilik Birlik Meclisine arkadaşimiz Medeni Ayhan nin adi yazilmiştir. Kurdokya
Inisiyatifinin, Kürt Ulusal Çalişma Gurubu iken, sadece adi deðiştirilmekle,
Kürt Ulusal Birlik Hareketi(TEVKURD) olan yapidan çekildiðini ve bu nedenle
inisiyatifimizin bir üyesi durumunda olan arkadaşimiz Medeni Ayhan,in da,
Ulasal Birlik Hareketi Meclisinin;yürütme,sözcü,sekreter,sayman secimi için
yarin yapacaði görev işbölümü toplantisina katilmayacaðini,inisiyatif olarak
örgüt ve gelenek yaratmak üzere çalişmalarimiza devam edeceðimizi Kürdistan
kamuoyuna saygilarimizla arz ederiz
21 06 2007
PÊŞDARÎYA KURDOKYA(KURDOKYA INISIYATIFI)